e-tikvesli
Sat 8 December 2007, 03:42 pm GMT +0200
Adnan Menderesin Hayatı

1899 yılında Aydın’da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim EthemBey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler’den Tevfika Hanım’dır.Anne vebabasını küçük yaşta kaybetti. O'nu anneannesi büyüttü. Tahsil hayatınaİzmir İttihat ve Terakki Mektebi’nde başlayan Adnan Menderes, KızılçuluAmerikan Koleji’nde okurken misyonerlerle başı derde girdiği için,çeşitli makamlara müracaat etti. Müracaat ettiği makamların birininbaşında Celal Bayar vardı. Bayar’la böyle tanışmış oldu.
Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitiren Adnan Menderes, Birinci Dünya Savaşısırasında yedeksubay olarak askerliğini yaptı. Aydın’da bazıarkadaşlarıyla birlikte Ayyıldız Çetesi’ni kurdu. Daha sonra Söke’dePiyade Alay Yaveri olarak savaşa katıldı. Savaştan sonra İstiklalMadalyası aldı.
Ali Fethi Okyar tarafından 1930 senesinde kurulan ancak kısa süredekapatılan Serbest Fırka’nın Aydın Teşkilatı'nı kurarak başkanı oldu. Buparti kapatılınca CHP’ye girdi ve 1931 yılında bu partiden AydınMilletvekili seçildi.
1945 senesine kadar TBMM’de komisyon raportörlüğü yapan Adnan Menderes,o yıl Saracoğlu Hükümeti’nin getirdiği Toprak Kanunu Tasarısı'nışiddetle reddederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıklarımuhalefetten dolayı, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte CHPDisiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945’te ihraç edildiler.
Celal Bayar da hem partiden hem de milletvekilliğinden istifa etti. Buhareketler Demokrat Parti’nin 7 Ocak 1946’da kurulmasına sebep oldu.1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den Kütahya Milletvekili olarakmeclise girdi. Celal Bayar’dan sonra ikinci adam durumuna geldi.
14 mayıs 1950 seçimlerinde DP oyların 53,5’ini alarak iktidar oldu. 10senelik DP iktidarının tek başbakanı oldu ve o döneme damgasını vurdu.İktidarı zamanında 5 hükümet kurdu. Bu 10 senelik zaman içindeTürkiye’nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme veşehirleşme hamlesi başladı, köye makine girdi, ulaşım, enerji, eğitim,sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınmakavramıyla tanıştı.
27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri darbeyle iktidardan indirildi.Yassıada’ya hapsedildi. Milli Birlik Komitesi tarafından kurulan YüksekAdalet Divanı’nca idama mahkum edildi. Yassıada'da tutuklu bulunduğusırada çeşitli işkencelere maruz kaldığı söylenir.
ATATÜRK'ÜN SÖZÜ VE CHP MACERASI

Türk demokrasi tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan AdnanMenderes 1930 yılında Serbest Fırka'ya katıldı. Serbest CumhuriyetFıkrası feshedildikten sonra, Celal Bayar'la görüşerek, Cumhuriyet HalkPartisine girdi, en sonunda da Mustafa Kemal'in "Bugün konuştuğum genç,elbette burada bizim parti mutemetleri ile çalışamaz. Şayan-ı dikkatbir gençtir" cümlesi ile beğenisini kazanmıştı ve 1931 yılında CHFAydın Milletvekili seçildi, 1945 yılına kadar CHF Milletvekilliğinisürdürmüştür.
Adnan Menderes o dönemi şöyle anlatıyor:
"Atatürk zamanında ben, Aydın'da Serbest Fırka'nın reisiydim. FethiBey bizzat Aydın'a gelerek, Serbest Fırka ile meşgul oldu. Aydın'dakibelediye seçimlerini kazandım. Gayet dürüst bir mücadeleye giriştim.Halk Fırkası ileri gelenleri ile tanışıyordum. Ama Halk Partisi'ne,onların rica ve ısrarına rağmen girmemiştim... Fethi Bey'in partisi,malum şartlar altında feshedildi. Memlekete derin bir teessür hakimoldu. Halk Partisi kendisini toparlamak istedi. Vilayetlere heyetlergönderildi. Bu arada Izmir ve Aydın'a da, Celal Bayar riyasetinde birheyet geldi...Ben gelen heyetle bir hafta temas etmedim. Nihayet, CelalBayar tanıdığım ve hürmet ettiğim bir zattı. Vasıf Çınar Ittihat veTerakki mektebinden hocamdı... Ve temas temin edildi. Bu muhteremzatların ibram ve ısrarı üzerine, Halk Partisine girerek, fikirlerimiziparti içinde müdafaa etmek muvafık olacaktı. O zamana kadar ve benimleberaber Halk Partisi'ne karşı çekingen tanınan arkadaşlarla, HalkPartisi'ne girdik." (Bilgin Çelik, " Toplumsal Tarih Aralık 2000","Aydın'da Serbest Fırka ve Belediye Seçimleri )
1945 senesine kadar TBMM'de komisyon raportörlüğü yapan AdnanMenderes, o yıl Saracoğlu Hükümeti'nin getirdiği Toprak Kanunutasarısını şiddetle eleştirerek komisyondan istifa etti.Partideyaptıkları muhalefetten dolayı bir süre sonra Refik Koraltan ve FuatKöprülü ile birlikte CHP Disiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945'teihraç edildiler.
Demokrat Partinin Kuruluşu

2.Dünya Savaşı'nın bitmesiyle basında ve mecliste çok partilisiyasal sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı vecumhurbaşkanı İsmet İnönü de yaptığı konuşmalarla destek verdi. Bunutakip eden gelişmelerde, meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında, CHPiçinde başını Adnan Menderes, Feridun Fikri Düşünsel, Yusuf HikmetBayur, Emin Sazak gibi bazı milletvekillerinin çektiği bir muhalefetoluştu. 11 Haziran'da kabul edilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu,parti içindeki muhalefetin güçlenmesine yol açtı. Bu yasanıngörüşüldüğü sırada Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve RefikKoraltan, parti Meclis Grubu'na Dörtlü Takrir olarak bilinen bir önergeverdiler. Ülke ve parti yönetiminde liberal düzenlemeler yapılmasınıisteyen bu önerge, 12 Haziran'da reddedildi. Bu gelişmelerden sonraMenderes, Köprülü ve Koraltan partiden çıkarıldı. Bayar ise öncevekillikten sonra partiden istifa etti.
DP, 7 Ocak 1946'da Dörtlü Takrir'e imza atanlar tarafından kuruldu.Parti genel başkanlığına Bayar getirldi. DP, ekonomi ve siyasetteliberal düzenlemeleri savunuyordu. DP'nin kuruluşu iktidar tarafındanönceleri hoş karşılandı. Ama partinin gelişmesi, tavrın değişikliğineve baskıların yoğunlaşmasına yol açtı. İktidar muhalefetiihtilalcilikle suçlarken, muhalefet ise iktidarı tek parti özlemcisiolarak niteledi. Muhalefetin yasalarda ve seçim sisteminde değişiklikisteğinin iktidar tarafından kabul edilmemesi, çatışmaları arttırdı.
Muhalefet dönemi
Demokrat Parti, 21 Temmuz 1946'da yapılan seçimlere hilekarıştırıldığını ileri sürdü ve miting ve yayınlara girişti. Ama bu türetkinlikler sıkıyönetimce yasaklandı. DP, 7 Ocak 1947'de 1.BüyükKongre'de kabul edilen ve Hürriyet Misakı olarak bilinen raporundademokratik olmayan ve anayasaya aykırı yasaların kaldırılmasını;seçimleri yargının denetlemesini; cumhurbaşkanlığı makamının partiliderliğinden ayrılmasını istedi.
DP'nin içinde de anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Özellikle İnönü'nün1947'de yayımladığı 12 Temmuz Beyannamesi ile iktidar ve muhalefetarasındaki ilişkilerin yumuşaması, DP içindeki sertlik yanlısı grubuharekete geçirdi. Parti içindeki tartışmalar sonucunda Fevzi Çakmak,Yusuf Hikmet Bayur, Kenan Öner, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan ve YusufKemal Tengirşenk öncülüğünde bir grup milletvekili partiden ayrılarak,20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni (MP) kurdu.
DP, 17 Ekim 1948'de ara seçimlere, seçime güven duymadığı için MP ilebirlikte katılmadı. 16 Ekim 1949 ara seçimlerinde de bu tavrınısürdürdü. 16 Şubat 1950'de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetiminikabul eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bir Yüksek SeçimKurulu'nu öngeren seçim yasasının kabul edilmesinden sonra, 14 Mayıs1950'de yapılan genel seçimlerde DP, 487 milletvekilliğinin 408'inikazandı. 22 Mayıs 1950'de Menderes başkanlığında ilk DP hükümetikuruldu ve Bayar cumhurbaşkanı seçilerek genel başkanlıktanayrıldı.Sonuçlar;DP:408,CHP:76,Bağımsız:2,MP:1 vekillik kazandı.
İktidar dönemi

DP’nin 1950 seçimlerinde kullandığı propaganda afişiDemokrat Partibirinci iktidar döneminde (1950-54) liberalleşmede önemli adımlar attı.Yabancı yatırımlar desteklendi. Ezanın Arapça okunması ve radyoda diniprogram yapılması yasağı kaldırıldı ve okullara din dersi kondu. 1950yılında Kore'ye asker göndererek NATO'ya girişin ilk adımı atıldı.1954'te laiklikten uzaklaştığı gerekçesiyle MP kapatıldı. Dışpolitikada Batı'ya yakın duruldu. Kore'ye asker gönderilmesinden sonra1952'de NATO'ya girildi. Türkiye 1953'te Balkan Paktı'na, 1955'teBağdat Paktı'na katıldı. DP, kuruluş ve gelişiminde demokrasininsavunuculuğunu yapmasına rağmen iktidara geldikten sonra özgürlüklerikısıtlamaya, hükümeti eleştiren gazetelere ağır cezalar ve sansüruygulamaya başladı. DP'nin bu tutumu 10 yıllık iktidarı boyunca sürdü.
DP, 2 Mayıs 1954 genel seçimlerinde 541 milletvekilliğinin 503'ünükazandı. İkinci iktidar döneminde (1954-57), iktidar ile muhalefetarası gerginleşti. Ekonomide olumsuz gelişmeler görüldü. İktidarbaskılarını daha da arttırdı. Parti içindeki anlaşmazlıklar partininbölünmesine ve 20 Aralık 1955'te Hürriyet Partisi'nin kurulmasına yolaçtı. 27 Ekim 1957 genel seçimlerinde DP oyların yüzde 47,70'ini alarak610 milletvekilliğinden 424'ünü kazandı. Bu seçimde muhalefetinoylarının toplamı iktidarın üzerine çıktı.
DP'nin üçüncü ve son iktidar dönemi (1957-60), iktidar ile muhalefetinyer yer sokağa taşan sert çatışmaları ile sürdü. DP iktidarı çeşitlibaskı önlemleri aldı. Ekonomideki çıkmazları gidermek için 4 AğustosKararları olarak bilinen önlemler alındı. Vatan cephesi kurularakpartinin gücü ülke çapında kanıtlanmaya çalışıldı. Muhalefetinetkinliklerinin soruşturulması için TBMM içinde Tahkikat Komisyonukuruldu. Komisyon, CHP lideri İnönü'nün TBMM'deki konuşmasını yasakladı.
Yoğun baskılar karşısında 28-29 Nisan 1960'ta Ankara ve İstanbul'daüniversite öğrencilerinin olaylı protesto gösterilerini Harp Okulu'nunbaşkentte yaptığı gösteri yürüyüşü izledi (21 Mayıs). Başbakan Menderesradyoda yaptığı konuşmalarla kışkırtmalara kulak asılmamasını söyledi.Ege Bölgesi'ne giderek İzmir, Bergama ve Manisa'da CHP'yi eleştirenkonuşmalar yaptı. 27 Mayıs 1960'ta silahlı kuvvetlerin yaptığı birdarbeyle hükümet devrildi. DP milletvekilleri ve parti yöneticileritutuklandılar. Yüksek Adalet Divanı'nca yargilandılar. 15 kişi idama,31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi değişik hapis cezalarınaçarptırılırken 123 kişi de aklandı. Milli Birlik Komitesi'sinde idam,yönetim devri ve seçim tarihi konusunda görüş ayrılıkları çıktı. Bugelişmelerden sonra daha sonra 14'ler olarak anılacak 14 subay yurtdışında çeşitli görevlerle sürgüne gönderildi. 14’ler olarak bilinenMilli Birlik Komitesi üyesi subayların yurtdışına sürgünegönderilmeleriyle birlikte ordu içinde yaşanan ayrışma ilk kez açıkçaortaya çıkmış oldu. Bu grubun muhalefetine rağmen Adnan Menderes, HasanPolatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Celal Bayar ve Refik Koraltanile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrildi. DP, 29 Eylül1960'da kapatıldı.
27 Mayıs İhtilali

27 Mayıs 1960 ihtilali, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Adnan Menderesyönetimindeki Demokrat Parti hükûmetini görevden uzaklaştırıp, Meclis'ilağvettiği askeri müdahale. Müdahalede, Silahlı Kuvvetler adına ülkeyönetimini Milli Birlik Komitesi üstlendi. Orgeneral Cemal Gürsel MilliBirlik Komitesi'nin başına getirildi. Milli Birlik Komitesi ilk işolarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve hükümeti fesh etti ve hertürlü siyasi faaliyeti yasakladı. Emir komuta zinciri içinde yapılmayanmüdahalede küçük rütbeli subaylar etkindi.
27 Mayıs 1960’tan, seçimlerin yapılarak normal yaşama geçildiği 15 Ekim1961 yılına kadar geçen süre, askerin Milli Birlik Komitesi (MBK)eliyle iktidarda olduğu De Facto dönemdir. Bu dönemde Türkiye BüyükMillet Meclisi’nin anayasal bütün hak ve yetkileri artık, başlardakimlerden kurulu olduğu gizli tutulan 38 subaydan kurulu MBK’nin elinegeçmiştir. MBK ülkeyi ilk zamanlar yayımladıkları tebliğlerle idareetmişlerdi.
MBK’nın ilk bildirisi sokağa çıkma yasağı ilanı ve vatandaşları onauymaya davettir. 3 numaralı Tebliğ ile her türlü siyasi parti neşriyatve faaliyetleri, gösteri yürüyüşleri ve her türlü toplantıyasaklanmıştır. MBK faaliyetlerinin aksamaması için telsiz ve telefongörüşmelerini kısıtlayan 4 ve 5 numaralı Tebliğlerden sonra, ordunungörevini açıklayan 6 numaralı Tebliğ yayımlanmıştır. 6 numaralıTebliğin ilk fıkrasında, “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazifekarşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felaketesürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır.”demektedir. Aynı şekilde 13 ve 32 numaralı Tebliğlerde bu darbeninyapılış gerekçeleri şöyle yer bulmuştur: “Biz vatandaşları birbirinedüşürecek bir kardeş kavgasını önlemek için bu işe giriştik”. “Milliİnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareketdeğildir. Muhterem halkımızın, köylü ve işçilerimizin demokrasiyekavuşması, hak ve hürriyetinin teminatı, iktisadi kalkınması, anaprensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde ve her türlü çalışmayerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır.”
Ancak şunuda belirtmek gerekir ki son yapılan birkaç araştırmanıniddiasına göre, Menderes, iktidarının son günlerinde uyguladığıAmerikan politikalarının ülke sanayisini çökerttiğini görmüş ve bunuönlemek için Rusya'yla yakınlaşmıştı. Bu amaçla Rusya'ya üst düzeyziyeretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Rusya ile yatırımantlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı.
27 Mayıs İhtilali sonrasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan AdnanMenderes ve bazı bakanlar yakalanarak Yassıada'da yargı önüneçıkarıldılar. Sivil ve askerlerden oluşan bir mahkemede yargılanansiyasîler, vatana ihanet, kamu fonlarının kötüye kullanımı ve anayasayakarşı gelmek ile suçlanıyorlardı. Dava, Başbakan Adnan Menderes,Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ınİmralı adasında 16 Eylül 1961 günü idam edilmesi ile sonuçlandı.
Menderes'in Katilleri

"Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletimeebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatleanıyorum..."
Rahmetli Adnan Menderes'in fani dünyadaki son sözleri böyleydi...
İmralı'da asılmadan hemen önce usulen bir arzusu olup olmadığısorulduğunda, dini telkin için orada bulunan hoca ile yalnız kalarakgörüşmek istediğini beyan etmişti, Menderes...
Ancak darbeciler "kanunların buna müsaade etmediğini" söyleyerek son arzusunu da yerine getirmemişlerdi!
Bu davranış, zorba/gaddar/eli kanlı darbecilerin Menderes'i katletmedenönce Masum Başbakan'a uyguladıkları sistematik işkence ve zulmünyanında bir hiç hükmündedir, kuşkusuz...
Son olarak, Murat Bardakçı -idamına saatler kala- Menderes'e yapılan"Prostat Muayenesi"ni gündeme getirdi. (Menderes'e reva görülen'Prostat Muayenesi Zulmü' yıllarca önce Nazlı Ilıcak tarafındanyayınlanmıştı.)
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerinden biri olan 17Eylül 1961'in sabahında saat onu beş geçe Menderes'le doktorlararasında geçen diyaloglar, 27 Mayıs Cuntası'nın sadece Masum ve SuçsuzMenderes'e değil MİLLETİMİZE ne denli kin ve nefret duyduğunun çokçarpıcı bir örneğidir!
Ord. Prof. Sedat Tavat "Prostat muayenesi yapmayı unutmuşuz!" diyerektarihe "zulme ortak olan bir tıp adamı" olarak geçmiş bir isimdir:Odada bulunan "komutan" da Menderes'e "Utanmayın, utanmayın" diyesesleniyor!
Menderes "İstirham ediyorum, yapmayın" diyor; ancak Utanmaz Zalimlerbir kere karar vermişler devrik başbakanı aşağılamaya, ona sınırsızıstırap çektirmeye...
Taammüden yapılan Prostat Muayenesi'nden dört buçuk saat sonraasılacaktır, Menderes: Şöyle bir düşünün, diyelim ki prostatındasıkıntı olsaydı infazdan hemen önce ameliyat mı edilecekti? Hayır!Zorla prostat muayenesi sadece hukuk dışı değil, insanlık dışı birmuameledir...
Prostat Zulmü, onu asmaya karar vermiş olan İşkenceci İrade'nin doktorlara verdiği emirden başka bir şey değildi...
27 Mayıs Darbecileri'nin ne denli gözleri dönmüş, görüyorsunuz değil mi?
Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy da (dünkü Sabah'ta) Menderes'inYassıada'da tokatlandığı hadiseyi anlatıyor. Babasının avukatı GültekinBey koridorda Adnan Bey'le karşılaşmış. (Bayar ve Menderes'in hücreleriyan yana...)
Menderes, avukata "Beyefendi, benim avukatım nerede?" diye sormuş.Adnan Bey'in avukatla konuştuğunu gören nöbetçi ise "Gir hücrene"diyerek Menderes'i tokatlamış!
İdam edilen Dışişleri eski Bakanı Fatin Rüştü Zorlu da Yassıada'dadövülenler arasındaydı: Nöbetçi üsteğmen kendisi ile tartışan Zorlu'yuyumruklayarak gözünü morartmıştı...
***
27 Mayıs'ın idam ettiği Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı yargılayanmahkeme "Majesteleri'nin Mahkemesi" idi: Gözlerini kapadı, vazifesiniyaptı!
Menderes, yargılama sürecinde herhangi bir suç saptanamamasına rağmenidam edilmiş bir başbakandır. Hakkındaki fabrikasyon iddiaların hepsiAnayasa'ya aykırıydı...
ABD, 27 Mayıs'a öyle Atlantik'in Öte Yanı'ndan falan destek vermeklekalmamıştı, bizzat darbenin can damarlarında dolaşıyordu...
Daha ileri gidelim: Menderes'in katledilmesine 27 Mayıs darbesinden çokdaha önce karar verilmişti. Bu gerçek Resmi Tarih'in elbette hoşunagitmez; ancak kusursuz bir gerçektir...
İki evladının "şüpheli" ölümleri de dahil Menderes'in idamının perdearkası bir gün mutlaka kamuoyunun gözleri önüne serilecektir.Yaşayanlar görecektir!

M.B. Komitesi İrtibat Bürosunun (61) numaralı tebliğidir:
1- Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat, Amiral Bristol Hastahanesi DahiliyeServisi Şefi Dr. Nevzat Yeginsu ve Yassıada Garnizon Hastahanesitabiplerinden Dr. Galip Bozalioğlu, Dr. Ahmet Karahaliloğlu, Dr. ZekiKebapçıoğlu ve Dr. Sedat Yürütgen'den müteşekkil heyet tarafından düşükBaşvekil Adnan Menderes'in sıhhi muayenesi yapılmış sıhhi durumununtamamen normale döndüğü raporla tesbit edilmiştir.
2- Yüksek Adalet Divanınca verilen ve Milli Birlik Komitesince tasdik edilen idam cezası hükmü infaz edilmiştir. Tebliğ olunur.
Son Mektubu
"Sizlere dargin degilim, sizin ve diger zevatin iplerinin hangiefendiler tarafindan idare edildigini biliyorum. Onlara da dargindegilim. Kellemi onlara götürdügünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes,hürriyet ugruna koydugu basini 17 sene evvel almadigimiz için sizleremütesekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yaok. Ölümekarar-i metanetle gittigimi, silahlarin gölgesinde yasayan kahramanefendilerinizce acaba söyleyebilecek misiniz ?
Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanilacak hürriyet mücadelesinde sizive efendilerinizii yine de 1950'de kurtarabilirdim. DirimdenKorkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'inölümü sizi ebediyete kadar takib edecek ve bir gün sizi silipsüpürecektir. Ama buna ragmen merhametim sizlerle beraberdir.
************************************************** *****
Cemal Gürsel'in sansürlenen mektubu
Yassıada'nın 46 yıllık sır belgeleri aydınlanıyor
Başbakanlık Yassıada belgeleri tek tek tasnif edilerek kamunun hizmetine sunuldu.
Arşivdeki ilk araştırmayı yapan Zaman, resmî tarihi değiştirebilecek çok sayıda belgeye ulaştı.
46 yıllık sırlar ortaya çıkıyor

27 Mayıs 1960 sabahı radyodaki ses, her zaman haberleri okuyanspikerden farklıydı. Genç bir albay, ordunun yönetime el koyduğunuduyuruyordu. 10 yıllık DP iktidarı sona ermiş, emekleme dönemindekidemokrasi rafa kalkmıştı. O gün Türkiye için, kendi başbakanını asacakbir süreç başlıyordu. Daha önce kimsenin adını duymadığı Yassıada'dayakın tarihin en büyük siyasi davası başladı. Yassıada'yla ilgili çokşey söylendi. Ancak belgelerin diliyle o süreci anlatmak mümkün olmadı.Aradan 46 yıl geçti. Duruşmalara ait tutanakların gizliliği kaldırıldı.Anayasa Mahkemesi'nin elinde bulunan belgeleri teslim alan BaşbakanlıkDevlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, bunları araştırmacılara açtı.Yassıada belgeleri 3 bin 527 ayrı klasörden oluşuyor. Belge adedi 100bini geçiyor.
Belgelerin arasından 46 yıllık yanılgıyı değiştirecek bir mektup çıktı.Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, 27 Mayıs darbesinden 24gün önce Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e bir mektup vermişti.Bugüne kadarki resmi bilgilere göre, Başbakan Adnan Menderes, ülkedekigelişmelerle ilgili olarak uyarılıyordu. Bu haliyle Yassıadaduruşmalarında okundu; Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak gerçekfarklıydı. Mektubun orijinalinde Gürsel, birtakım önlemler isterkenilginç bir talepte bulunuyordu: "Menderes'i halk çok seviyor.Cumhurbaşkanlığına getirilmeli." Ancak bu bölüm kayıtlardan çıkarıldı;devlet kurumlarına bile sansürlü hali verildi. Mektubun değiştirildiğiiddiası daha önce Alparslan Türkeş'in anılarında gündeme gelmiş; ancakbugüne kadar mektubun aslını kimse görmediği için bu iddia havadakalmıştı.
Demokrat Parti iktidarı 1960 baharında zorlanmaya başlamıştı. İstanbulÜniversitesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerininçıkardığı olaylar iktidara fatura ediliyordu. DP'liler ise sokakhareketlerini CHP'nin organize ettiğini düşünüyordu. İktidar, olaylarınardındaki gerçeğin ortaya çıkartılması için Meclis'te bir TahkikatKomisyonu kurmuş ve komisyona geniş yetkiler vermişti. Ankara veİstanbul'da daha sert tedbirler alınması için Örfî İdare kurulmuş;başına askerler atanmıştı. Ancak tüm bu girişimler hükümet karşıtıcepheyi sertleştirmekten başka bir işe yaramadı. DP üzerindeki baskıartıyordu. 3 Mayıs'a gelindiğinde Kara Kuvvetleri Komutanı OrgeneralGürsel, Adnan Menderes'e takdim edilmek üzere bir mektup yazıp MilliSavunma Bakanı Ethem Menderes'e verdi. Ülkenin içinde bulunduğudurumdan hoşnut olmadıklarını belirten Gürsel, önerilerini 15 maddehalinde sıralıyordu. 1. maddede Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın istifaetmesi isteniyordu ve "Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderesgetirilmedir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğununsevmekte olduğuna kaniim, bu sevgiden istifade edilerek kırılanlarıngönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmeli."deniliyordu.
Ethem Menderes mektubu Adnan Menderes'e iletti. Mektup ne basınasızdırılmış, ne de kabine içinde tartışılmıştı. Cemal Gürsel isemektuba 'muhtıra' misyonu biçmişti. Aradan bir ay bile geçmeden darbegeldi. Ülkenin idaresi Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) geçmiş; 24 günönce Menderes'e cumhurbaşkanlığını teklif eden Cemal Gürsel MBK'nınbaşkanı olmuştu. Gürsel'in tabiriyle 'milletin çok sevdiği Menderes'idamla yargılanmak üzere Yassıada'ya gönderilmişti. Radyo vegazetelerde her gün darbenin haklılığını ortaya koyan haberleryayınlanıyordu. MBK ihtilali meşru göstermek için Gürsel'in EthemMenderes'e gönderdiği mektubu gündeme getirmişti. Mektup 12 Temmuz 1960tarihli Resmî Gazete'de yayınlandı. Hem Ethem hem de Adnan Menderesmektubun sansürlenerek yayınlandığını fark etmişti. Çünkü Menderes'iöven, "Cumhurbaşkanı olmalıdır." şeklindeki ifadeler Resmi Gazete'dekimektupta yer almamıştı. Ancak yapılacak bir şey yoktu. Başbakan vebakanların makamlarındaki her türlü eşya ve evraka el konduğu için bumektubun aslı da artık ellerinde değildi. Gerçeği ispatlamalarınınimkânı yoktu. Yassıada duruşmaları başladığında Gürsel'in mektubu yinegündeme geldi. İstanbul-Ankara olaylarıyla ilgili davanın 4. oturumudevam ederken Mahkeme Başkanı Salim Başol, "Cemal Gürsel size gerekenuyarıyı bir mektupla yapmış. Niçin gereğini yerine getirmediniz?"diyerek Menderes'i sıkıştırdı. Mektup okundu. Menderes'le ilgili kısımyoktu. Gürsel'in Menderes'i yücelttiği mektup, mahkeme salonunda devrikBaşbakan'ı suçlayan bir metin haline dönüştürülmüştü.
[MEKTUBUN TAM METNİ ]

Aziz vekilim,
Dün geceki konuşmalarımızdan cesaret ve ilham alarak zatıâlilerine,memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir vekararlar hakkında düşüncelerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazifebildim.
Sayın başvekilin açıklamalarını dinledim ve okudum; bunlar da benimdüşüncelerimin kabulüne müsait bir zeminin henüz mevcut olmadığı aşikârolarak belli ise de gene de görüşlerimin sizlere iblağının zaruretineinanıyorum.
Muhterem vekilim, şu hakikatı kabul etsek lazımdır ki, Kayserihadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam edenvak'alar vatandaş ruhunda derin tesirler ve hükümete karşı telafisi güçhoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele ordunun talebelere karşı akılsızcakullanılması işin vehametini artırmış, ordu mensuplarında dahuzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, ordupolitikaya karıştırılmıştır.
Sayın vekilim,
Bu ahvâl küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerdendeğildir. Memleket, hükümet ve partinin düştüğü bu müşkül vaziyetikurtarmak için sükunetli fakat ciddi ve zecri tedbirler almak lazımdır.Bu tedbirler şunlar olmalıdır:
1. Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın AdnanMenderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletinçoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerekkırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkinedilmelidir.
2. Kabinede iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekete yayılmışbulunan zevat çıkartılması ve yeni kabine mutlak dürüst, makul zorcudeğil, adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.
3. İstanbul, Ankara valileri ve Emniyet müdürleri süratle değiştirilmelidir.
4. Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.
5. Ankara Örfi İdare kumandanı değiştirilmelidir.
6. Partilerin ocak, bucak teşkilatı kaldırılmalı, sadece vilayet merkezlerinde mümessiller bulundurmalıdır.
7. Parti faaliyetleri azami senede iki defa vilayet merkezlerinde ve mehdut partililerle yapılmalıdır.
8. Mevkuf gazeteciler bir af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.
9. Son hadiseden tevkif edilen talebeler tedricen serbest bırakılmalıdır, ilim müesseseleri yeniden faaileyete geçirilmelidir.
10. Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.
11. Vatandaş, hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.
12. Ordunun mes'eleleri süratle hal edilmelidir.
13. Din istirmacılığından vazgeçilmelidir.
14. Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum; fakat olduğu hakkında umumibir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete karşı itimatsızlığına sebepolmaktadır. Bu gibi kötülüklerin şiddetle bertaraf edilmesi lazımdır.
15. Müstesna zamanlar ve günler haricinde hükümet büyükleri memleketgezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılaşmalar yapmakusulü kaldırılmalıdır.
Çok muhterem vekilim;
Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika mülahaza ve tesiriyle değildir.
Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığınainandığım için arz ediyorum. Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınızahitap ediyorum. Memleketten çok şeyler yaptığımız muhakkaktır, fakat buda asla kâfi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idareleri de yapar,yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama şevk veazminin geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi vevatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar buyolda olmadığımızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ileyaptıkları masumane tezahürata karşı, idarecilerin hatası yüzündenkıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin ilimyuvalarının içine kadar girerek talebeleri profesörleri berabercoplarla ve kurşunlarla tedip etmesi feci bir şeydir.
O hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar,babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığınıanlamamak, memleketin huzuru bakımından büyük hata olduğuna kaniim.Bizim, gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesindenve kemalinden memnun olmamız lazıl gelmez mi? İstikbali hissiz,duygusuz müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmakistiyoruz?
Sayın vekilim, maruzatım muhakkak ki, çok mühim ve hatta çokcüretkârânedir. Fakat memleket için, millet için, hükümet ve hattapartimizin selameti için dikkate alınması lazımdır ve hatta çoklazımdır.
Derin ve sonsuz hörmetlerimi sunarım.
TUTANAKLARA GÖRE MEKTUBUN TARTIŞILDIĞI AN
Başkan (Salim Başol): Kara Kuvvetleri Kumandanı bulunan ve halenDevlet ve Hükümet Başkanı olan Orgeneral Cemal Gürsel bir mektupyazmış. 3/5/1960 tarihli bu mektup inkılaptan sonra radyodan yayınlandıve umumi efkâra bildirildi. Resmi Gazete'nin 12 Temmuz 1960 tarih ve10549 sayılı nüshasının son safihesinde ilan edilmiştir,neşredilmiştir. Bu mektubu aldınız mı?
Ethem Menderes: Aldım efendim.
B: Ne oldu?
E.Menderes: Düşündüm, müteaddit defalar okudum. O günlerdebundan zarar gelmesi ihtimali suretiyle mektubu ifşaa etmemeyi lüzumlugördüm. Fakat mektuptaki tekliflerden 1.maddesine ben vasıta olacakdeğilim. Ancak Sayın Başvekile arz edebilirdim. Ayaküstü Gürsel'denböyle bir mektup gelmiş olduğunu söyledim. Neler var, diye sordu.Birkaç maddesini kendisine söyledim.
B: Ayaküstü?
E.Menderes: Bilhassa 1. maddesini söyledim. Alttan birkaçmaddesini okudum. 1. madde mühimdi. Onun üzerine sustu. Adeta lisanıhaliyle şimdilik bunun üzerinde durmanın zamanı gelmediği gibi bir halhissettim.
B: Maddelerden hiçbiri ele alınmış değil. (Salim Başol maddeleritek tek okuyor. Ancak sürekli bahsi geçen 1. maddede Menderes'i övenkısımlar atlanıp, sadece uyarıcı kısımlar vurgulanıyor.) Demek ki böylebir mektubu ayaküstü başbakana açabildiniz, o da şimdilik yapılacak birşey yok dedi. Bu mektuptan kimseye bahsettiniz mi?
E.Menderes: Hiç kimseye efendim.
B: Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı kuvvetlerdenbirinin başıydı. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkügayet mühim ve tehlikeli. (Adnan Menderes'e dönerek) Peki siz bu mektuphakkında ne muamele yaptınız?
A.Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum beyefendi.
B: Hiç göstermedi mi?
A.Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel Paşa'dan bir mektup aldığını söyledi... Bu metni aynen görmüş olsaydım..
B: O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi hayati olduğuanlaşılıyor. Hisleri şifahi olarak açmak var, bir de kâğıt üzerinedökmek var. Kâğıt üzerine dökünce ehemmiyet peyda eder.
A.Menderes: Beyefendi nasılsa gafletime gelmiş, ben bunu okumadım. Bu haliyle asla ve kat'a bana anlatılmış değildir.
B: Diğer arkadaşlarınız duymadı mı?
A.Menderes: Hayır beyefendi ayak üzeri konuşuldu.
B: İnkılaptan 24 gün evvel alınmış bir yazı, ehemmiyetli. Peki,münderecatına vukuf peyda etseydiniz ne yapardınız? Böyle bir mektupgeldiği halde arkadaşlarınızla paylaşmamanız fahiş bir hata.
A.Menderes: Ehemmiyetli bir mektup olduğunu bilseydim elbette çeker alırdım.
*************
Aydın Menderes: 'Mektubun ortaya çıkması en büyük arzumdu'

Orgeneral Gürsel'in mektubunun sansürlendiğinin ortaya çıkması en çokAdnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes'i sevindirdi. Tarihî bir gerçeğiaydınlattığı için Zaman'a teşekkür eden Menderes, en büyük arzusunungerçekleştiğini söyledi. Menderes, şöyle devam etti: "Tarihe ışıktutacak son derecede önemli bir belge gazeteniz aracılığıyla ortayaçıkarılmıştır. Mektubun 27 Mayıs'tan sonra değiştirildiği birinciderece tanıkların beyanlarıyla biliniyordu. Ancak mektubun aslı ortadayoktu. Şimdi mektup orijinaliyle karşımızda durmaktadır. Darbecilerintarihî belgeleri tahrif ederek, milletine yalan söyleyerek işebaşladığını bütün çıplaklığıyla göstermektedir. Artık kimse bu mektupdeğiştirilmiş iddiasını görmezlikten gelemez. Bu önemli belgenin 27Mayıs'ı yeni bir boyuta taşıyacağı kesindir. Tarih yazımınıdeğiştirecek yeni bir belgeyle karşı karşıya gelinmiştir. Kendim tatminolmak için değil ama bu gerçeğin tam olarak ispat edilmesi ve gerçekdeliline kavuşması için böyle bir belgeye ulaşılması en büyük arzumdu.Bunu işittiğim vakitte çok büyük bir heyecan ve memnuniyet duydum."
Menderes'in avukatı Talat Asal da Zaman'ın tarihî bir görevi yerinegetirdiğini kaydetti. Asal, şöyle dedi: "Bu mektubun orijinal haliniortaya çıkarmış olmanız tarihî bir öneme sahip. Mektup yıllarcasansürlü haliyle takdim edildi ve o şekilde değerlendirme yapıldı.Aslının bulunmuş olması gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.Rahmetli Adnan Menderes mektubun kendisiyle ilgili olan kısmınıbiliyordu. Ancak bu mektup tahrif edilmiş haliyle okunduğu için bir şeydemedi. Çünkü oradaki şartlar farklıydı. Bunu ispat edebileceğiniz birdurum yoktu. Söylemesi de bir şey değiştirmeyecekti. Ayrıca CelalBayar'la ters bir duruma düşmenin uygun olmayacağını düşündü. Ancak bumektup sansürlenmeden okunsaydı durum çok farklı olurdu."

1899 yılında Aydın’da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim EthemBey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler’den Tevfika Hanım’dır.Anne vebabasını küçük yaşta kaybetti. O'nu anneannesi büyüttü. Tahsil hayatınaİzmir İttihat ve Terakki Mektebi’nde başlayan Adnan Menderes, KızılçuluAmerikan Koleji’nde okurken misyonerlerle başı derde girdiği için,çeşitli makamlara müracaat etti. Müracaat ettiği makamların birininbaşında Celal Bayar vardı. Bayar’la böyle tanışmış oldu.
Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitiren Adnan Menderes, Birinci Dünya Savaşısırasında yedeksubay olarak askerliğini yaptı. Aydın’da bazıarkadaşlarıyla birlikte Ayyıldız Çetesi’ni kurdu. Daha sonra Söke’dePiyade Alay Yaveri olarak savaşa katıldı. Savaştan sonra İstiklalMadalyası aldı.
Ali Fethi Okyar tarafından 1930 senesinde kurulan ancak kısa süredekapatılan Serbest Fırka’nın Aydın Teşkilatı'nı kurarak başkanı oldu. Buparti kapatılınca CHP’ye girdi ve 1931 yılında bu partiden AydınMilletvekili seçildi.
1945 senesine kadar TBMM’de komisyon raportörlüğü yapan Adnan Menderes,o yıl Saracoğlu Hükümeti’nin getirdiği Toprak Kanunu Tasarısı'nışiddetle reddederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıklarımuhalefetten dolayı, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte CHPDisiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945’te ihraç edildiler.
Celal Bayar da hem partiden hem de milletvekilliğinden istifa etti. Buhareketler Demokrat Parti’nin 7 Ocak 1946’da kurulmasına sebep oldu.1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den Kütahya Milletvekili olarakmeclise girdi. Celal Bayar’dan sonra ikinci adam durumuna geldi.
14 mayıs 1950 seçimlerinde DP oyların 53,5’ini alarak iktidar oldu. 10senelik DP iktidarının tek başbakanı oldu ve o döneme damgasını vurdu.İktidarı zamanında 5 hükümet kurdu. Bu 10 senelik zaman içindeTürkiye’nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme veşehirleşme hamlesi başladı, köye makine girdi, ulaşım, enerji, eğitim,sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınmakavramıyla tanıştı.
27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri darbeyle iktidardan indirildi.Yassıada’ya hapsedildi. Milli Birlik Komitesi tarafından kurulan YüksekAdalet Divanı’nca idama mahkum edildi. Yassıada'da tutuklu bulunduğusırada çeşitli işkencelere maruz kaldığı söylenir.
ATATÜRK'ÜN SÖZÜ VE CHP MACERASI

Türk demokrasi tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan AdnanMenderes 1930 yılında Serbest Fırka'ya katıldı. Serbest CumhuriyetFıkrası feshedildikten sonra, Celal Bayar'la görüşerek, Cumhuriyet HalkPartisine girdi, en sonunda da Mustafa Kemal'in "Bugün konuştuğum genç,elbette burada bizim parti mutemetleri ile çalışamaz. Şayan-ı dikkatbir gençtir" cümlesi ile beğenisini kazanmıştı ve 1931 yılında CHFAydın Milletvekili seçildi, 1945 yılına kadar CHF Milletvekilliğinisürdürmüştür.
Adnan Menderes o dönemi şöyle anlatıyor:
"Atatürk zamanında ben, Aydın'da Serbest Fırka'nın reisiydim. FethiBey bizzat Aydın'a gelerek, Serbest Fırka ile meşgul oldu. Aydın'dakibelediye seçimlerini kazandım. Gayet dürüst bir mücadeleye giriştim.Halk Fırkası ileri gelenleri ile tanışıyordum. Ama Halk Partisi'ne,onların rica ve ısrarına rağmen girmemiştim... Fethi Bey'in partisi,malum şartlar altında feshedildi. Memlekete derin bir teessür hakimoldu. Halk Partisi kendisini toparlamak istedi. Vilayetlere heyetlergönderildi. Bu arada Izmir ve Aydın'a da, Celal Bayar riyasetinde birheyet geldi...Ben gelen heyetle bir hafta temas etmedim. Nihayet, CelalBayar tanıdığım ve hürmet ettiğim bir zattı. Vasıf Çınar Ittihat veTerakki mektebinden hocamdı... Ve temas temin edildi. Bu muhteremzatların ibram ve ısrarı üzerine, Halk Partisine girerek, fikirlerimiziparti içinde müdafaa etmek muvafık olacaktı. O zamana kadar ve benimleberaber Halk Partisi'ne karşı çekingen tanınan arkadaşlarla, HalkPartisi'ne girdik." (Bilgin Çelik, " Toplumsal Tarih Aralık 2000","Aydın'da Serbest Fırka ve Belediye Seçimleri )
1945 senesine kadar TBMM'de komisyon raportörlüğü yapan AdnanMenderes, o yıl Saracoğlu Hükümeti'nin getirdiği Toprak Kanunutasarısını şiddetle eleştirerek komisyondan istifa etti.Partideyaptıkları muhalefetten dolayı bir süre sonra Refik Koraltan ve FuatKöprülü ile birlikte CHP Disiplin Kurulu tarafından 12 Haziran 1945'teihraç edildiler.
Demokrat Partinin Kuruluşu

2.Dünya Savaşı'nın bitmesiyle basında ve mecliste çok partilisiyasal sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı vecumhurbaşkanı İsmet İnönü de yaptığı konuşmalarla destek verdi. Bunutakip eden gelişmelerde, meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında, CHPiçinde başını Adnan Menderes, Feridun Fikri Düşünsel, Yusuf HikmetBayur, Emin Sazak gibi bazı milletvekillerinin çektiği bir muhalefetoluştu. 11 Haziran'da kabul edilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu,parti içindeki muhalefetin güçlenmesine yol açtı. Bu yasanıngörüşüldüğü sırada Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve RefikKoraltan, parti Meclis Grubu'na Dörtlü Takrir olarak bilinen bir önergeverdiler. Ülke ve parti yönetiminde liberal düzenlemeler yapılmasınıisteyen bu önerge, 12 Haziran'da reddedildi. Bu gelişmelerden sonraMenderes, Köprülü ve Koraltan partiden çıkarıldı. Bayar ise öncevekillikten sonra partiden istifa etti.
DP, 7 Ocak 1946'da Dörtlü Takrir'e imza atanlar tarafından kuruldu.Parti genel başkanlığına Bayar getirldi. DP, ekonomi ve siyasetteliberal düzenlemeleri savunuyordu. DP'nin kuruluşu iktidar tarafındanönceleri hoş karşılandı. Ama partinin gelişmesi, tavrın değişikliğineve baskıların yoğunlaşmasına yol açtı. İktidar muhalefetiihtilalcilikle suçlarken, muhalefet ise iktidarı tek parti özlemcisiolarak niteledi. Muhalefetin yasalarda ve seçim sisteminde değişiklikisteğinin iktidar tarafından kabul edilmemesi, çatışmaları arttırdı.
Muhalefet dönemi
Demokrat Parti, 21 Temmuz 1946'da yapılan seçimlere hilekarıştırıldığını ileri sürdü ve miting ve yayınlara girişti. Ama bu türetkinlikler sıkıyönetimce yasaklandı. DP, 7 Ocak 1947'de 1.BüyükKongre'de kabul edilen ve Hürriyet Misakı olarak bilinen raporundademokratik olmayan ve anayasaya aykırı yasaların kaldırılmasını;seçimleri yargının denetlemesini; cumhurbaşkanlığı makamının partiliderliğinden ayrılmasını istedi.
DP'nin içinde de anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Özellikle İnönü'nün1947'de yayımladığı 12 Temmuz Beyannamesi ile iktidar ve muhalefetarasındaki ilişkilerin yumuşaması, DP içindeki sertlik yanlısı grubuharekete geçirdi. Parti içindeki tartışmalar sonucunda Fevzi Çakmak,Yusuf Hikmet Bayur, Kenan Öner, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan ve YusufKemal Tengirşenk öncülüğünde bir grup milletvekili partiden ayrılarak,20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni (MP) kurdu.
DP, 17 Ekim 1948'de ara seçimlere, seçime güven duymadığı için MP ilebirlikte katılmadı. 16 Ekim 1949 ara seçimlerinde de bu tavrınısürdürdü. 16 Şubat 1950'de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetiminikabul eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bir Yüksek SeçimKurulu'nu öngeren seçim yasasının kabul edilmesinden sonra, 14 Mayıs1950'de yapılan genel seçimlerde DP, 487 milletvekilliğinin 408'inikazandı. 22 Mayıs 1950'de Menderes başkanlığında ilk DP hükümetikuruldu ve Bayar cumhurbaşkanı seçilerek genel başkanlıktanayrıldı.Sonuçlar;DP:408,CHP:76,Bağımsız:2,MP:1 vekillik kazandı.
İktidar dönemi

DP’nin 1950 seçimlerinde kullandığı propaganda afişiDemokrat Partibirinci iktidar döneminde (1950-54) liberalleşmede önemli adımlar attı.Yabancı yatırımlar desteklendi. Ezanın Arapça okunması ve radyoda diniprogram yapılması yasağı kaldırıldı ve okullara din dersi kondu. 1950yılında Kore'ye asker göndererek NATO'ya girişin ilk adımı atıldı.1954'te laiklikten uzaklaştığı gerekçesiyle MP kapatıldı. Dışpolitikada Batı'ya yakın duruldu. Kore'ye asker gönderilmesinden sonra1952'de NATO'ya girildi. Türkiye 1953'te Balkan Paktı'na, 1955'teBağdat Paktı'na katıldı. DP, kuruluş ve gelişiminde demokrasininsavunuculuğunu yapmasına rağmen iktidara geldikten sonra özgürlüklerikısıtlamaya, hükümeti eleştiren gazetelere ağır cezalar ve sansüruygulamaya başladı. DP'nin bu tutumu 10 yıllık iktidarı boyunca sürdü.
DP, 2 Mayıs 1954 genel seçimlerinde 541 milletvekilliğinin 503'ünükazandı. İkinci iktidar döneminde (1954-57), iktidar ile muhalefetarası gerginleşti. Ekonomide olumsuz gelişmeler görüldü. İktidarbaskılarını daha da arttırdı. Parti içindeki anlaşmazlıklar partininbölünmesine ve 20 Aralık 1955'te Hürriyet Partisi'nin kurulmasına yolaçtı. 27 Ekim 1957 genel seçimlerinde DP oyların yüzde 47,70'ini alarak610 milletvekilliğinden 424'ünü kazandı. Bu seçimde muhalefetinoylarının toplamı iktidarın üzerine çıktı.
DP'nin üçüncü ve son iktidar dönemi (1957-60), iktidar ile muhalefetinyer yer sokağa taşan sert çatışmaları ile sürdü. DP iktidarı çeşitlibaskı önlemleri aldı. Ekonomideki çıkmazları gidermek için 4 AğustosKararları olarak bilinen önlemler alındı. Vatan cephesi kurularakpartinin gücü ülke çapında kanıtlanmaya çalışıldı. Muhalefetinetkinliklerinin soruşturulması için TBMM içinde Tahkikat Komisyonukuruldu. Komisyon, CHP lideri İnönü'nün TBMM'deki konuşmasını yasakladı.
Yoğun baskılar karşısında 28-29 Nisan 1960'ta Ankara ve İstanbul'daüniversite öğrencilerinin olaylı protesto gösterilerini Harp Okulu'nunbaşkentte yaptığı gösteri yürüyüşü izledi (21 Mayıs). Başbakan Menderesradyoda yaptığı konuşmalarla kışkırtmalara kulak asılmamasını söyledi.Ege Bölgesi'ne giderek İzmir, Bergama ve Manisa'da CHP'yi eleştirenkonuşmalar yaptı. 27 Mayıs 1960'ta silahlı kuvvetlerin yaptığı birdarbeyle hükümet devrildi. DP milletvekilleri ve parti yöneticileritutuklandılar. Yüksek Adalet Divanı'nca yargilandılar. 15 kişi idama,31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi değişik hapis cezalarınaçarptırılırken 123 kişi de aklandı. Milli Birlik Komitesi'sinde idam,yönetim devri ve seçim tarihi konusunda görüş ayrılıkları çıktı. Bugelişmelerden sonra daha sonra 14'ler olarak anılacak 14 subay yurtdışında çeşitli görevlerle sürgüne gönderildi. 14’ler olarak bilinenMilli Birlik Komitesi üyesi subayların yurtdışına sürgünegönderilmeleriyle birlikte ordu içinde yaşanan ayrışma ilk kez açıkçaortaya çıkmış oldu. Bu grubun muhalefetine rağmen Adnan Menderes, HasanPolatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Celal Bayar ve Refik Koraltanile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrildi. DP, 29 Eylül1960'da kapatıldı.
27 Mayıs İhtilali

27 Mayıs 1960 ihtilali, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Adnan Menderesyönetimindeki Demokrat Parti hükûmetini görevden uzaklaştırıp, Meclis'ilağvettiği askeri müdahale. Müdahalede, Silahlı Kuvvetler adına ülkeyönetimini Milli Birlik Komitesi üstlendi. Orgeneral Cemal Gürsel MilliBirlik Komitesi'nin başına getirildi. Milli Birlik Komitesi ilk işolarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve hükümeti fesh etti ve hertürlü siyasi faaliyeti yasakladı. Emir komuta zinciri içinde yapılmayanmüdahalede küçük rütbeli subaylar etkindi.
27 Mayıs 1960’tan, seçimlerin yapılarak normal yaşama geçildiği 15 Ekim1961 yılına kadar geçen süre, askerin Milli Birlik Komitesi (MBK)eliyle iktidarda olduğu De Facto dönemdir. Bu dönemde Türkiye BüyükMillet Meclisi’nin anayasal bütün hak ve yetkileri artık, başlardakimlerden kurulu olduğu gizli tutulan 38 subaydan kurulu MBK’nin elinegeçmiştir. MBK ülkeyi ilk zamanlar yayımladıkları tebliğlerle idareetmişlerdi.
MBK’nın ilk bildirisi sokağa çıkma yasağı ilanı ve vatandaşları onauymaya davettir. 3 numaralı Tebliğ ile her türlü siyasi parti neşriyatve faaliyetleri, gösteri yürüyüşleri ve her türlü toplantıyasaklanmıştır. MBK faaliyetlerinin aksamaması için telsiz ve telefongörüşmelerini kısıtlayan 4 ve 5 numaralı Tebliğlerden sonra, ordunungörevini açıklayan 6 numaralı Tebliğ yayımlanmıştır. 6 numaralıTebliğin ilk fıkrasında, “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazifekarşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felaketesürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır.”demektedir. Aynı şekilde 13 ve 32 numaralı Tebliğlerde bu darbeninyapılış gerekçeleri şöyle yer bulmuştur: “Biz vatandaşları birbirinedüşürecek bir kardeş kavgasını önlemek için bu işe giriştik”. “Milliİnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareketdeğildir. Muhterem halkımızın, köylü ve işçilerimizin demokrasiyekavuşması, hak ve hürriyetinin teminatı, iktisadi kalkınması, anaprensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde ve her türlü çalışmayerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır.”
Ancak şunuda belirtmek gerekir ki son yapılan birkaç araştırmanıniddiasına göre, Menderes, iktidarının son günlerinde uyguladığıAmerikan politikalarının ülke sanayisini çökerttiğini görmüş ve bunuönlemek için Rusya'yla yakınlaşmıştı. Bu amaçla Rusya'ya üst düzeyziyeretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Rusya ile yatırımantlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı.
27 Mayıs İhtilali sonrasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan AdnanMenderes ve bazı bakanlar yakalanarak Yassıada'da yargı önüneçıkarıldılar. Sivil ve askerlerden oluşan bir mahkemede yargılanansiyasîler, vatana ihanet, kamu fonlarının kötüye kullanımı ve anayasayakarşı gelmek ile suçlanıyorlardı. Dava, Başbakan Adnan Menderes,Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ınİmralı adasında 16 Eylül 1961 günü idam edilmesi ile sonuçlandı.
Menderes'in Katilleri

"Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletimeebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatleanıyorum..."
Rahmetli Adnan Menderes'in fani dünyadaki son sözleri böyleydi...
İmralı'da asılmadan hemen önce usulen bir arzusu olup olmadığısorulduğunda, dini telkin için orada bulunan hoca ile yalnız kalarakgörüşmek istediğini beyan etmişti, Menderes...
Ancak darbeciler "kanunların buna müsaade etmediğini" söyleyerek son arzusunu da yerine getirmemişlerdi!
Bu davranış, zorba/gaddar/eli kanlı darbecilerin Menderes'i katletmedenönce Masum Başbakan'a uyguladıkları sistematik işkence ve zulmünyanında bir hiç hükmündedir, kuşkusuz...
Son olarak, Murat Bardakçı -idamına saatler kala- Menderes'e yapılan"Prostat Muayenesi"ni gündeme getirdi. (Menderes'e reva görülen'Prostat Muayenesi Zulmü' yıllarca önce Nazlı Ilıcak tarafındanyayınlanmıştı.)
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerinden biri olan 17Eylül 1961'in sabahında saat onu beş geçe Menderes'le doktorlararasında geçen diyaloglar, 27 Mayıs Cuntası'nın sadece Masum ve SuçsuzMenderes'e değil MİLLETİMİZE ne denli kin ve nefret duyduğunun çokçarpıcı bir örneğidir!
Ord. Prof. Sedat Tavat "Prostat muayenesi yapmayı unutmuşuz!" diyerektarihe "zulme ortak olan bir tıp adamı" olarak geçmiş bir isimdir:Odada bulunan "komutan" da Menderes'e "Utanmayın, utanmayın" diyesesleniyor!
Menderes "İstirham ediyorum, yapmayın" diyor; ancak Utanmaz Zalimlerbir kere karar vermişler devrik başbakanı aşağılamaya, ona sınırsızıstırap çektirmeye...
Taammüden yapılan Prostat Muayenesi'nden dört buçuk saat sonraasılacaktır, Menderes: Şöyle bir düşünün, diyelim ki prostatındasıkıntı olsaydı infazdan hemen önce ameliyat mı edilecekti? Hayır!Zorla prostat muayenesi sadece hukuk dışı değil, insanlık dışı birmuameledir...
Prostat Zulmü, onu asmaya karar vermiş olan İşkenceci İrade'nin doktorlara verdiği emirden başka bir şey değildi...
27 Mayıs Darbecileri'nin ne denli gözleri dönmüş, görüyorsunuz değil mi?
Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy da (dünkü Sabah'ta) Menderes'inYassıada'da tokatlandığı hadiseyi anlatıyor. Babasının avukatı GültekinBey koridorda Adnan Bey'le karşılaşmış. (Bayar ve Menderes'in hücreleriyan yana...)
Menderes, avukata "Beyefendi, benim avukatım nerede?" diye sormuş.Adnan Bey'in avukatla konuştuğunu gören nöbetçi ise "Gir hücrene"diyerek Menderes'i tokatlamış!
İdam edilen Dışişleri eski Bakanı Fatin Rüştü Zorlu da Yassıada'dadövülenler arasındaydı: Nöbetçi üsteğmen kendisi ile tartışan Zorlu'yuyumruklayarak gözünü morartmıştı...
***
27 Mayıs'ın idam ettiği Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı yargılayanmahkeme "Majesteleri'nin Mahkemesi" idi: Gözlerini kapadı, vazifesiniyaptı!
Menderes, yargılama sürecinde herhangi bir suç saptanamamasına rağmenidam edilmiş bir başbakandır. Hakkındaki fabrikasyon iddiaların hepsiAnayasa'ya aykırıydı...
ABD, 27 Mayıs'a öyle Atlantik'in Öte Yanı'ndan falan destek vermeklekalmamıştı, bizzat darbenin can damarlarında dolaşıyordu...
Daha ileri gidelim: Menderes'in katledilmesine 27 Mayıs darbesinden çokdaha önce karar verilmişti. Bu gerçek Resmi Tarih'in elbette hoşunagitmez; ancak kusursuz bir gerçektir...
İki evladının "şüpheli" ölümleri de dahil Menderes'in idamının perdearkası bir gün mutlaka kamuoyunun gözleri önüne serilecektir.Yaşayanlar görecektir!

M.B. Komitesi İrtibat Bürosunun (61) numaralı tebliğidir:
1- Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat, Amiral Bristol Hastahanesi DahiliyeServisi Şefi Dr. Nevzat Yeginsu ve Yassıada Garnizon Hastahanesitabiplerinden Dr. Galip Bozalioğlu, Dr. Ahmet Karahaliloğlu, Dr. ZekiKebapçıoğlu ve Dr. Sedat Yürütgen'den müteşekkil heyet tarafından düşükBaşvekil Adnan Menderes'in sıhhi muayenesi yapılmış sıhhi durumununtamamen normale döndüğü raporla tesbit edilmiştir.
2- Yüksek Adalet Divanınca verilen ve Milli Birlik Komitesince tasdik edilen idam cezası hükmü infaz edilmiştir. Tebliğ olunur.
Son Mektubu
"Sizlere dargin degilim, sizin ve diger zevatin iplerinin hangiefendiler tarafindan idare edildigini biliyorum. Onlara da dargindegilim. Kellemi onlara götürdügünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes,hürriyet ugruna koydugu basini 17 sene evvel almadigimiz için sizleremütesekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yaok. Ölümekarar-i metanetle gittigimi, silahlarin gölgesinde yasayan kahramanefendilerinizce acaba söyleyebilecek misiniz ?
Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanilacak hürriyet mücadelesinde sizive efendilerinizii yine de 1950'de kurtarabilirdim. DirimdenKorkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'inölümü sizi ebediyete kadar takib edecek ve bir gün sizi silipsüpürecektir. Ama buna ragmen merhametim sizlerle beraberdir.
************************************************** *****
Cemal Gürsel'in sansürlenen mektubu
Yassıada'nın 46 yıllık sır belgeleri aydınlanıyor
Başbakanlık Yassıada belgeleri tek tek tasnif edilerek kamunun hizmetine sunuldu.
Arşivdeki ilk araştırmayı yapan Zaman, resmî tarihi değiştirebilecek çok sayıda belgeye ulaştı.
46 yıllık sırlar ortaya çıkıyor

27 Mayıs 1960 sabahı radyodaki ses, her zaman haberleri okuyanspikerden farklıydı. Genç bir albay, ordunun yönetime el koyduğunuduyuruyordu. 10 yıllık DP iktidarı sona ermiş, emekleme dönemindekidemokrasi rafa kalkmıştı. O gün Türkiye için, kendi başbakanını asacakbir süreç başlıyordu. Daha önce kimsenin adını duymadığı Yassıada'dayakın tarihin en büyük siyasi davası başladı. Yassıada'yla ilgili çokşey söylendi. Ancak belgelerin diliyle o süreci anlatmak mümkün olmadı.Aradan 46 yıl geçti. Duruşmalara ait tutanakların gizliliği kaldırıldı.Anayasa Mahkemesi'nin elinde bulunan belgeleri teslim alan BaşbakanlıkDevlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, bunları araştırmacılara açtı.Yassıada belgeleri 3 bin 527 ayrı klasörden oluşuyor. Belge adedi 100bini geçiyor.
Belgelerin arasından 46 yıllık yanılgıyı değiştirecek bir mektup çıktı.Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, 27 Mayıs darbesinden 24gün önce Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e bir mektup vermişti.Bugüne kadarki resmi bilgilere göre, Başbakan Adnan Menderes, ülkedekigelişmelerle ilgili olarak uyarılıyordu. Bu haliyle Yassıadaduruşmalarında okundu; Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak gerçekfarklıydı. Mektubun orijinalinde Gürsel, birtakım önlemler isterkenilginç bir talepte bulunuyordu: "Menderes'i halk çok seviyor.Cumhurbaşkanlığına getirilmeli." Ancak bu bölüm kayıtlardan çıkarıldı;devlet kurumlarına bile sansürlü hali verildi. Mektubun değiştirildiğiiddiası daha önce Alparslan Türkeş'in anılarında gündeme gelmiş; ancakbugüne kadar mektubun aslını kimse görmediği için bu iddia havadakalmıştı.
Demokrat Parti iktidarı 1960 baharında zorlanmaya başlamıştı. İstanbulÜniversitesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerininçıkardığı olaylar iktidara fatura ediliyordu. DP'liler ise sokakhareketlerini CHP'nin organize ettiğini düşünüyordu. İktidar, olaylarınardındaki gerçeğin ortaya çıkartılması için Meclis'te bir TahkikatKomisyonu kurmuş ve komisyona geniş yetkiler vermişti. Ankara veİstanbul'da daha sert tedbirler alınması için Örfî İdare kurulmuş;başına askerler atanmıştı. Ancak tüm bu girişimler hükümet karşıtıcepheyi sertleştirmekten başka bir işe yaramadı. DP üzerindeki baskıartıyordu. 3 Mayıs'a gelindiğinde Kara Kuvvetleri Komutanı OrgeneralGürsel, Adnan Menderes'e takdim edilmek üzere bir mektup yazıp MilliSavunma Bakanı Ethem Menderes'e verdi. Ülkenin içinde bulunduğudurumdan hoşnut olmadıklarını belirten Gürsel, önerilerini 15 maddehalinde sıralıyordu. 1. maddede Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın istifaetmesi isteniyordu ve "Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderesgetirilmedir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğununsevmekte olduğuna kaniim, bu sevgiden istifade edilerek kırılanlarıngönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmeli."deniliyordu.
Ethem Menderes mektubu Adnan Menderes'e iletti. Mektup ne basınasızdırılmış, ne de kabine içinde tartışılmıştı. Cemal Gürsel isemektuba 'muhtıra' misyonu biçmişti. Aradan bir ay bile geçmeden darbegeldi. Ülkenin idaresi Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) geçmiş; 24 günönce Menderes'e cumhurbaşkanlığını teklif eden Cemal Gürsel MBK'nınbaşkanı olmuştu. Gürsel'in tabiriyle 'milletin çok sevdiği Menderes'idamla yargılanmak üzere Yassıada'ya gönderilmişti. Radyo vegazetelerde her gün darbenin haklılığını ortaya koyan haberleryayınlanıyordu. MBK ihtilali meşru göstermek için Gürsel'in EthemMenderes'e gönderdiği mektubu gündeme getirmişti. Mektup 12 Temmuz 1960tarihli Resmî Gazete'de yayınlandı. Hem Ethem hem de Adnan Menderesmektubun sansürlenerek yayınlandığını fark etmişti. Çünkü Menderes'iöven, "Cumhurbaşkanı olmalıdır." şeklindeki ifadeler Resmi Gazete'dekimektupta yer almamıştı. Ancak yapılacak bir şey yoktu. Başbakan vebakanların makamlarındaki her türlü eşya ve evraka el konduğu için bumektubun aslı da artık ellerinde değildi. Gerçeği ispatlamalarınınimkânı yoktu. Yassıada duruşmaları başladığında Gürsel'in mektubu yinegündeme geldi. İstanbul-Ankara olaylarıyla ilgili davanın 4. oturumudevam ederken Mahkeme Başkanı Salim Başol, "Cemal Gürsel size gerekenuyarıyı bir mektupla yapmış. Niçin gereğini yerine getirmediniz?"diyerek Menderes'i sıkıştırdı. Mektup okundu. Menderes'le ilgili kısımyoktu. Gürsel'in Menderes'i yücelttiği mektup, mahkeme salonunda devrikBaşbakan'ı suçlayan bir metin haline dönüştürülmüştü.
[MEKTUBUN TAM METNİ ]

Aziz vekilim,
Dün geceki konuşmalarımızdan cesaret ve ilham alarak zatıâlilerine,memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir vekararlar hakkında düşüncelerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazifebildim.
Sayın başvekilin açıklamalarını dinledim ve okudum; bunlar da benimdüşüncelerimin kabulüne müsait bir zeminin henüz mevcut olmadığı aşikârolarak belli ise de gene de görüşlerimin sizlere iblağının zaruretineinanıyorum.
Muhterem vekilim, şu hakikatı kabul etsek lazımdır ki, Kayserihadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam edenvak'alar vatandaş ruhunda derin tesirler ve hükümete karşı telafisi güçhoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele ordunun talebelere karşı akılsızcakullanılması işin vehametini artırmış, ordu mensuplarında dahuzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, ordupolitikaya karıştırılmıştır.
Sayın vekilim,
Bu ahvâl küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerdendeğildir. Memleket, hükümet ve partinin düştüğü bu müşkül vaziyetikurtarmak için sükunetli fakat ciddi ve zecri tedbirler almak lazımdır.Bu tedbirler şunlar olmalıdır:
1. Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın AdnanMenderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletinçoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerekkırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkinedilmelidir.
2. Kabinede iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekete yayılmışbulunan zevat çıkartılması ve yeni kabine mutlak dürüst, makul zorcudeğil, adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.
3. İstanbul, Ankara valileri ve Emniyet müdürleri süratle değiştirilmelidir.
4. Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.
5. Ankara Örfi İdare kumandanı değiştirilmelidir.
6. Partilerin ocak, bucak teşkilatı kaldırılmalı, sadece vilayet merkezlerinde mümessiller bulundurmalıdır.
7. Parti faaliyetleri azami senede iki defa vilayet merkezlerinde ve mehdut partililerle yapılmalıdır.
8. Mevkuf gazeteciler bir af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.
9. Son hadiseden tevkif edilen talebeler tedricen serbest bırakılmalıdır, ilim müesseseleri yeniden faaileyete geçirilmelidir.
10. Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.
11. Vatandaş, hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.
12. Ordunun mes'eleleri süratle hal edilmelidir.
13. Din istirmacılığından vazgeçilmelidir.
14. Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum; fakat olduğu hakkında umumibir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete karşı itimatsızlığına sebepolmaktadır. Bu gibi kötülüklerin şiddetle bertaraf edilmesi lazımdır.
15. Müstesna zamanlar ve günler haricinde hükümet büyükleri memleketgezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılaşmalar yapmakusulü kaldırılmalıdır.
Çok muhterem vekilim;
Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika mülahaza ve tesiriyle değildir.
Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığınainandığım için arz ediyorum. Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınızahitap ediyorum. Memleketten çok şeyler yaptığımız muhakkaktır, fakat buda asla kâfi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idareleri de yapar,yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama şevk veazminin geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi vevatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar buyolda olmadığımızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ileyaptıkları masumane tezahürata karşı, idarecilerin hatası yüzündenkıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin ilimyuvalarının içine kadar girerek talebeleri profesörleri berabercoplarla ve kurşunlarla tedip etmesi feci bir şeydir.
O hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar,babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığınıanlamamak, memleketin huzuru bakımından büyük hata olduğuna kaniim.Bizim, gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesindenve kemalinden memnun olmamız lazıl gelmez mi? İstikbali hissiz,duygusuz müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmakistiyoruz?
Sayın vekilim, maruzatım muhakkak ki, çok mühim ve hatta çokcüretkârânedir. Fakat memleket için, millet için, hükümet ve hattapartimizin selameti için dikkate alınması lazımdır ve hatta çoklazımdır.
Derin ve sonsuz hörmetlerimi sunarım.
TUTANAKLARA GÖRE MEKTUBUN TARTIŞILDIĞI AN
Başkan (Salim Başol): Kara Kuvvetleri Kumandanı bulunan ve halenDevlet ve Hükümet Başkanı olan Orgeneral Cemal Gürsel bir mektupyazmış. 3/5/1960 tarihli bu mektup inkılaptan sonra radyodan yayınlandıve umumi efkâra bildirildi. Resmi Gazete'nin 12 Temmuz 1960 tarih ve10549 sayılı nüshasının son safihesinde ilan edilmiştir,neşredilmiştir. Bu mektubu aldınız mı?
Ethem Menderes: Aldım efendim.
B: Ne oldu?
E.Menderes: Düşündüm, müteaddit defalar okudum. O günlerdebundan zarar gelmesi ihtimali suretiyle mektubu ifşaa etmemeyi lüzumlugördüm. Fakat mektuptaki tekliflerden 1.maddesine ben vasıta olacakdeğilim. Ancak Sayın Başvekile arz edebilirdim. Ayaküstü Gürsel'denböyle bir mektup gelmiş olduğunu söyledim. Neler var, diye sordu.Birkaç maddesini kendisine söyledim.
B: Ayaküstü?
E.Menderes: Bilhassa 1. maddesini söyledim. Alttan birkaçmaddesini okudum. 1. madde mühimdi. Onun üzerine sustu. Adeta lisanıhaliyle şimdilik bunun üzerinde durmanın zamanı gelmediği gibi bir halhissettim.
B: Maddelerden hiçbiri ele alınmış değil. (Salim Başol maddeleritek tek okuyor. Ancak sürekli bahsi geçen 1. maddede Menderes'i övenkısımlar atlanıp, sadece uyarıcı kısımlar vurgulanıyor.) Demek ki böylebir mektubu ayaküstü başbakana açabildiniz, o da şimdilik yapılacak birşey yok dedi. Bu mektuptan kimseye bahsettiniz mi?
E.Menderes: Hiç kimseye efendim.
B: Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı kuvvetlerdenbirinin başıydı. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkügayet mühim ve tehlikeli. (Adnan Menderes'e dönerek) Peki siz bu mektuphakkında ne muamele yaptınız?
A.Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum beyefendi.
B: Hiç göstermedi mi?
A.Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel Paşa'dan bir mektup aldığını söyledi... Bu metni aynen görmüş olsaydım..
B: O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi hayati olduğuanlaşılıyor. Hisleri şifahi olarak açmak var, bir de kâğıt üzerinedökmek var. Kâğıt üzerine dökünce ehemmiyet peyda eder.
A.Menderes: Beyefendi nasılsa gafletime gelmiş, ben bunu okumadım. Bu haliyle asla ve kat'a bana anlatılmış değildir.
B: Diğer arkadaşlarınız duymadı mı?
A.Menderes: Hayır beyefendi ayak üzeri konuşuldu.
B: İnkılaptan 24 gün evvel alınmış bir yazı, ehemmiyetli. Peki,münderecatına vukuf peyda etseydiniz ne yapardınız? Böyle bir mektupgeldiği halde arkadaşlarınızla paylaşmamanız fahiş bir hata.
A.Menderes: Ehemmiyetli bir mektup olduğunu bilseydim elbette çeker alırdım.
*************
Aydın Menderes: 'Mektubun ortaya çıkması en büyük arzumdu'

Orgeneral Gürsel'in mektubunun sansürlendiğinin ortaya çıkması en çokAdnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes'i sevindirdi. Tarihî bir gerçeğiaydınlattığı için Zaman'a teşekkür eden Menderes, en büyük arzusunungerçekleştiğini söyledi. Menderes, şöyle devam etti: "Tarihe ışıktutacak son derecede önemli bir belge gazeteniz aracılığıyla ortayaçıkarılmıştır. Mektubun 27 Mayıs'tan sonra değiştirildiği birinciderece tanıkların beyanlarıyla biliniyordu. Ancak mektubun aslı ortadayoktu. Şimdi mektup orijinaliyle karşımızda durmaktadır. Darbecilerintarihî belgeleri tahrif ederek, milletine yalan söyleyerek işebaşladığını bütün çıplaklığıyla göstermektedir. Artık kimse bu mektupdeğiştirilmiş iddiasını görmezlikten gelemez. Bu önemli belgenin 27Mayıs'ı yeni bir boyuta taşıyacağı kesindir. Tarih yazımınıdeğiştirecek yeni bir belgeyle karşı karşıya gelinmiştir. Kendim tatminolmak için değil ama bu gerçeğin tam olarak ispat edilmesi ve gerçekdeliline kavuşması için böyle bir belgeye ulaşılması en büyük arzumdu.Bunu işittiğim vakitte çok büyük bir heyecan ve memnuniyet duydum."
Menderes'in avukatı Talat Asal da Zaman'ın tarihî bir görevi yerinegetirdiğini kaydetti. Asal, şöyle dedi: "Bu mektubun orijinal haliniortaya çıkarmış olmanız tarihî bir öneme sahip. Mektup yıllarcasansürlü haliyle takdim edildi ve o şekilde değerlendirme yapıldı.Aslının bulunmuş olması gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.Rahmetli Adnan Menderes mektubun kendisiyle ilgili olan kısmınıbiliyordu. Ancak bu mektup tahrif edilmiş haliyle okunduğu için bir şeydemedi. Çünkü oradaki şartlar farklıydı. Bunu ispat edebileceğiniz birdurum yoktu. Söylemesi de bir şey değiştirmeyecekti. Ayrıca CelalBayar'la ters bir duruma düşmenin uygun olmayacağını düşündü. Ancak bumektup sansürlenmeden okunsaydı durum çok farklı olurdu."